Digital Statement Türkçe Wordpress Teması

Tema yapımcısı blogohblog, ve tema sayfası.
Temayı ben türkçeleştirdim, ufak tefek sorunlar olabilir.

Tema yapımcısı blogohblog, ve tema sayfası.
Temayı ben türkçeleştirdim, ufak tefek sorunlar olabilir.
Blog (web günlüğü), teknik bilgi gerektirmeden, kendi istedikleri şeyleri, kendi istedikleri şekilde yazan insanların oluşturdukları, günlüğe benzeyen web siteleridir.
İngilizcedeki “web” ve “log” kelimelerinin birleşmesinden oluşan weblog kavramının zamanla yaygınlaşmış adıdır.
Blog Mesajlarınızın arasına Google reklamlarını eklemek ister misiniz? Böyle bir uygulama AdSense Eklentisi ile blogger’da artık mümkün!Tek yapmanız gereken:
1) Blogger hesabınıza oturum açın..
2) Blogunuzun şablon kısmından Sayfa Elementlerine gidin..
3) Blog Mesajları bölümünden Düzenle’yi (Edit) tıklayın.
4) “Mesajlar arasında Reklam göster” kutusunu işaretleyin. Reklamlarınızın ne kadar sıklıkta yayınlanabileceğini de seçebilirsiniz. Örneğin her bir mesajdan sonra yeni bir reklam gelecek şekilde ayarlayabilirsiniz
5) Reklamlarınızı özelleştirin ve “Değişiklikeri Kaydet” tuşunu tıklayın
Şimdilik, AdSense eklentisini kullanarak sadece Google reklamlarını ekleyebileceğinizi, fakat Arama için AdSense veya Tavsiye reklamlarını bu uygulama kullanamayacağınızı lütfen unutmayın!
Alan adı (domain name) web sitenizin internetteki ismi ve adresidir. Bu adres ziyaretçilere sitenizi bulmasını sağlar. Örenk vermek gerekirse sitemizin alan adı wm-tr.blogspot.com’dur.
Alan adlarının her birinin bir ip adresine karşılığı vardır, ip adresleri karmaşıklık belirttiği için bu birimler daha basitleştirilerek alan adları oluşturulmuştur. Bundan dolayı web sitenizi ziyaret etmek isteyecek kişiler ip adresinizi bilemeyecekleri için bir alan adı alarak sitenize daha kolay ve akılda kalıcı bir adres belirlemelisiniz. Bu sizin için daima artı puan demektir.
Alan adı almak için bir domain register’a gidebilir (örnek: isimtescil.com, godaddy.com vs…) veya web hosting firmanızdan sizin için bir alan adı kaydetmesini isteyebilirsiniz.
Günlük haber ihtiyacını karşılamak isteyenler, onlarca internet sitesini ziyaret etmek için çoğu zaman saatler harcar: Siteye gitmek, haberleri aramak, okumak, gerektiğinde kaydetmek ve sonraki sayfaya geçmek vakit alıcıdır. Bir diğer seçenek ise haber gruplarına üye olmak. Bu sefer de e-posta adresinizi verdiğiniz için spam ve virüs gönderilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalırsınız.
İşte, yeni bir haber teknolojisi olan RSS de tam bu noktada devreye giriyor. Açılımı “Really Simple Syndication” (Gerçekten Basit Dağıtım) veya “Rich Site Summary” (Zengin İçerikli Site Özeti) olan RSS, iki açılımda da tek bir şeyi ifade ediyor: Haberlerin, e-posta karmaşasından ve siteleri dolaşma stresinden kurtarılıp, en kısa yoldan en fazla kişiye ulaştırılabilmesi.
“RSS-Feeds” veya “RSS-Channels” (RSS Kanalları) her şeyden önce newsletter, yani haber bülteni şeklinde gönderilmiyor; tam tersine, bir RSS okuyucusu tarafından haberin yayınlandığı sayfadan alınıyor ve gösteriliyor. Haberler, bir başlık ve logoyla XML formatında gönderiliyor. Haberi okumak istediğinizde ise haberin başlığına tıklayarak haberin tamamını içeren HTML formatında hazırlanmış internet sayfasına gidiyorsunuz.
Bu tür bir haber alma yoluna gidenler için masraflar yok denecek kadar az. İnternet sayfası için hazırlanan haberler, bir uygulama tarafından tam otomatik olarak açılıp, RSS için uygun olan XML formatına dönüştürülüyor. Bu XML verisi okuyucu için gerekli bağlantıları, başlıkları ve markalamaları da içeriyor. Her yeni haber gönderimiyle beraber XML verisi de yeniden yazılıyor ve eski kayıtlar siliniyor. Bu şekilde, çoğu haber yenilemesinden sonra bile haber gönderimini hızlandırmak için veri boyutu düşük tutulmuş oluyor. Bu şekil bir haber akışına “üye” olan kişinin yapması gereken şey, XML verisinin bulunduğu sayfayı okuyucu yazılıma girmek. Hangi RSS okuyucuyu tercih edebileceğinizi ve haber kanallarına nasıl girileceğini, yan sayfadaki kutuda bulabilirsiniz.
Klasik haber bültenlerinden farklı olarak, RSS tamamıyla anonim kullanılabilir.
-posta adresi vermeniz gerekmediği için spam postalara maruz kalmanız da söz konusu değil. XML formatı sayesinde ise virüslere geçit verilmiyor ve RSS üyeliğinden vazgeçmek, bazı e-posta haber bültenlerinin aksine, gayet sorunsuz, yalnızca istemediğiniz kanalı silmeniz yeterli.
Bu sayede kullanıcılar kendi e-posta kutularının kontrolünü tekrar kazanabiliyorlar. Asıl şaşırtıcı olan ise bu kadar avantajlı bir teknolojinin uzun zamandan beri kullanıma açılamamış olması, çünkü RSS teknolojisinin temelleri 1999’da, internetin öncülerinden biri olan Netscape tarafından atılmıştı. İnternet tarayıcısı derleyen Netscape, bu yolla kendi portalı MyNetscape’e, başka sayfalardan içerik sağlamak istemişti. Ancak, Netscape’le beraber unutulmaya yüz tutmuş olan bu çok etkili RSS teknolojisinin faydaları, geçen ay karşılaştığımız spam ve virüs saldırılarından sonra tekrar gündeme geldi. Olaylardan bu yana RSS için talep ciddi bir şekilde arttı: s228’deki resimlerin de ortaya koyduğu gibi, şu sıralarda büyük medya kuruluşları RSS teknolojisine başvuruyor.
RSS teknolojisiyle haber formatında yeni bir sayfa açılıyor
Bu teknolojiyi daha da çekici hale getiren ise haber kanallarının kolayca oluşturulabilmesi. Bu günlerde birçok Weblog ve İçerik Yönetim Sistemi, hatta ev kullanıcıları bile bu teknolojinin özelliklerini kullanıyor. Bir internet sayfasının bu yeni haber formatına ne kadar çabuk ayak uydurabileceğini en iyi kanıtlayan çalışma ise “myRSS” (http://myrss.com). Bu sitede herhangi bir sayfa RSS haber akışına dahil edilebiliyor ve anında myRSS üzerinden kayıt olunuyor. Hizmet şimdilik beta aşamasında olmasına rağmen sorunsuzca çalışıyor.
RSS hizmeti sunan haber sitelerinin bulunması
Peki bir sitenin gerçekten RSS hizmeti sunup sunmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Bu teknolojiyi kullanan siteler sayfalarında RSS kısaltmasını veya üzerine tıklandığında sizi kendi RSS okuyucunuz aracılığyla habere ulaştıran renkli dikkat çekici XML yazıları kullanıyorlar. Ne kadar çok site RSS çatısı altında toplanırsa, haber aramak da bu ölçüde kolaylaşıyor ve siz de gün boyunca daha önemli şeylere zaman ayırabiliyorsunuz. Bu bağlamda ön plana çıkan NewsIsFree: Your Personal News Portal gibi online portallar, birçok haber kanalını bünyesinde barındırarak, kullanıcının çeşitli başlıklar ve kategoriler içinde keyfi düzenlemeler yapmasına olanak veriyor.
Haber kanallarının başka bir ilgi çekici özelliği ise web sitesi sahiplerinin işine yarıyor: Site sahipleri, istedikleri haberi kendi sitelerine rahatlıkla taşıyıp, haberi yayınlayan sitenin başlığı ve logosuyla birlikte ziyaretçilerin haber taleplerini karşılayabiliyorlar.
Bunun avantajı ortada. Artık haberleri kendiniz düzenlemek zorunda değilsiniz, buna rağmen güncel haberlere istediğiniz şekli verebilirsiniz. Tek dezavantaj ise, tüm haberi okuyabilmek için üzerine tıkladığınızda, haberi asıl yayınlayan sitenin ziyaretçi istatistiklerini yitirmemesi için haberin yayınlandığı kaynak siteye yönlendirilmeniz.
Yapılan hesaplar gösteriyor ki gelecek aylarda RSS’e olan talep ciddi bir şekilde artacak ancak sadece haber alanında değil. Microsoft (MSDN Blogs - Blogs) gibi yazılım geliştiricileri bile artık RSS teknolojisini uygulamaya geçmiş durumda.
RSS geleceğin en yaygın haber standardı olacak
RSS okuyucu içeren işletim sistemlerinin ve programların sayısı gelecekte de artmayı sürdürecek. Bunun en iyi örneği, Windows XP’nin takipçisi olan “Longhorn” da haberlerin doğrudan masa üstünde görüntülenebilecek olması. Ayrıca şu anda sadece deneme sürümü mevcut olan yeni internet tarayıcısı Opera 7.5, bu sürümüyle beraber gelen e-posta programında bir RSS okuyucuya sahip olacak. Böylece RSS de e-posta kadar bilinir hale gelecek.
Amerikan başkanı George Bush bile geçen sene, bir tür günlük olarak kullandığı ve seçmenlerin de kendisine mesaj yazabildiği “Bush Blog” (GOP.com | Republican National Committee :: Home) ile seçim kampanyalarındaki yerini RSS ile sağlamlaştırdı.
RSS ARKA PLAN VE PRATİK
News Feed’lere abone olmak ve okumak
RSS haberlerini rahatlıkla okuyabilmek için, haberi yayınlayan sitenin haber başlıklarını içeren XML verilerini günde bir defa veya daha sık alıp istenilen formatta gösterebilecek bir okuyucuya ihtiyaç var. Bu okuyucu, tercihe göre tek başına bir program, bir Outlook eklentisi veya internet tabanlı bir servis olabilir. Habere tıklamanız halinde haberin tümü yayıncının sayfasında, HTML sayfasının bütün değişik görüntüleme olanaklarıyla size sunulacak.
Her şey için tek bir okuyucu
RSS okuyucu HTML sayfalarını çoğunlukla kendisi oluşturduğu gibi, aynı zamanda da birçok RSS standardını da desteklemekte. Bunun sebebi ise RSS’nin 0.9 sürümünden beri iki ayrı koldan geliştirilmiş olması.
RSS-DEV Working Group’un derlediği 1.0 sürümüyle UserLand firmasının derlediği 2.0 sürümü arasında bazı uyumsuzluklar ortaya çıkıyor ama buna rağmen farklı sürümler kullanıcı için sorun teşkil etmiyor. Almanca bir program olan “FeedOwl” (RSS Reader: für Windows, Macintosh, Linux und Cross-Java - Newsfeeds lesen) ve İngilizce bir program olan “FeedReader” (www.feedreader.com), bedava ve baş- langıç için uygun seçenekler. Özellikler ve kullanım kolaylığı açısından daha üstün bir program olan “FeedDemon” (Bradbury Software - Creators of TopStyle and FeedDemon) ise 30$ fiyatla satılıyor ve 30 günlük deneme sürümü mevcut.
Aynen devam: RSS ve Outlook
E-posta ve haber almak için iki ayrı program istemeyen Outlook kullanıcıları, IntraVNews adlı eklenti ile RSS haberlerini alıp görüntüleyebilirler. (www.intravnews.com). Bunun için Microsoft’un geliştirdi ği .Net-Framework’ün yüklenmesi gerekli. Bu zahmete değer, çünkü böylelikle Microsoft Outlook’un RSS Feed arama ve kategorileri filtreleme özelliklerinden büyük ölçüde yararlanabilirsiniz.
RSS Feed Kullanımı
Teorik olarak RSS Feed’lere abone olmak, her site için aynı: Gezdiğiniz sitede bir RSS sembolü görürseniz, tek yapmanız gereken istediğiniz RSS bağlantısını RSS okuyucuya kopyalamak ve açılan yeni kanala bir isim vermek.
Zaten çoğu okuyucu, haber kanalının ismini girme işini XML üzerinden otomatik olarak yapıyor.
Daha da rahatı var: NewsGator (NewsGator - The RSS Platform Company) gibi bazı RSS okuyucular, sağ tuş menüsüne bir eklenti koyarak istediğiniz bağlantıyı tek tıklamayla okuyucu yazılıma göndermenize olanak tanıyorlar. RSS okuyucunun XML verilerini hangi sıklıkla güncelleyeceğini bazen kanalı n kendisi, çoğu zaman ise kendiniz belirleyebiliyorsunuz.
Arkadaşlar siteler için en önemli şeylerden biridir site istatistiklerini izleme. İstatistik diyince işte ziyaretçi nerden gelmiş, nereleri gezmiş, günlük veya toplam kaç sayfa görüntülenmesi var, günlük veya toplam kaç tekil kişi girmiş vs.
Bunlar için kullanılan en önemli sitelerden birini size özellikleriyle tanıtıcam ve açıklayacam. Sizin aklınızdan muhtemelen şöyle bir soru geçiyor olabilir: “Neden istatistik scripti varken bunu kullanıyım”. Bunun aslında bir çok nedeni var , bunlardan bir kaçına değinirsek;
-Sitenizde bulunan istatistik scripti webmasterlar ve ziyaretçiler tarafından pek inandırıcı bulunmaz. Çünkü onun kontrolü sizin elinizdedir.
-Sitenizi hiçbir istatistik scriptiyle extreme’in ve google’ın size verdiği özellikler kadar izleyemessiniz. Mesela sitenize hangi anahtar kelimeleri aratarak geldiğini, ziyaretçilerin hangi ülkelerden olduğunu vs.
-Ayrıca google kompleks bi yapıda olduğu için emn olun ordan aldığı verileri işleyecek ve sitenize ona göre davranacaktır
Deminde belirttiğim gibi bunlar sadece bir kaçı bunları çoğaltmak mümkündür.
Google analytics’e nasıl üye olunur, ordaki hangi veri neyi anlatır vs.
Google Analytics aslında üyeliği ve kurulumu o kadar zor olan bi sistem değil(Çünkü bu sistem türkçe dil seçeneğide içeriyor). Size ait bir gmail hesabınızla Google Analytics adresine girip giriş yaptığınızda onlar sizi üye olmanız için yönlendiriyolar zaten .
Üye oldunuz ve size sitenize eklemeniz için bir kod verdiler bu kodu napıcam diyosunuz büyük bi ihtimalle: o kodu siteniz.com adresinde girildiğinde açılan sayfaya(ki bu sayfa ya index.html, index.htm dir eğer hazır sistem filan kullanıyorsanız index.php yada index.asp dir) ekleyeceksiniz. İndex.html ve index.htm ‘de kolaydır bu direk kopyala yapıştır yaparsanız ama hazır sistemler biraz kompleks olduğundan ya deneyerek bulursunuz yada google’dan aratırsınız. Ama işin mantığı şudur o kod siz sitenize girip kaynağı görüntüle yaptığınızda gözükmesi lazım bu olduysa google sitenizden verileri almaya başlıyacaktır. Ben wordpress kullandığım için söliyim wordpress’te kodu direk sağdaki bi metin bloguna yapıştırırsanız da çalışır öyle eklenti filan kurmanıza gerek yok zaten eklenti çalıştırmıyor sorun çıkarıyor(denedim).
Hemen şunu da belirtiyim Google analytics’te birden fazla site profili ve erişim yöneticisi ekleyebilirsiniz ki webmasterlar için bu çok güzel bi sistem. Bunu yapmak için analytics ayarlarına tıklayıp(üstteki turuncu yerde solda) en altta bulunan web profili ekle veya erişim yöneticisi linklerine tıklayabilirsiniz.
Üye oldunuz herşey güzel veriler geliyor ama hangi veri neyi temsil ediyor yada bu sistemde neler yapabilirsiniz biraz da onları anlatalım…
Google Analytics’e girdiniz sitenize gelen gideni merak ediyorsunuz o zaman siteniz.com yazan yerin yanındaki raporları görüntüle seçeneğine tıklayabilisiniz yada üstte bulunan turuncu blogtaki “web site profilini seçmek için tıklayın” yerinden sitenizi seçebilirsiniz.
Herneyse bi şekilde rapor bölümüne girdiniz. Google Analytics’in en güzel kısmıdır bu kısım direk size özetler sitenin tekil ziyaretini , sayfa görüntülenmesini, gelenlerin nerden geldiğini vs.
En üstte bulunan grafik sitenize giren gün ve gün tekil hiti gösterir yani kaç kişi ayrı ayrı girmiş. Bunu grafik olarak göstermesi bazı şeyleri görüp yorum yapabilmeniz açısından çok hoş aslında.
Site kullanımı bölümünü biraz açalım;
….. Ziyaret Yazar Burası sitenize toplamda kaç kişi giriş yapmış onu belirtir tekil ziyaret değildir çünkü (basit olarak)sitenin penceresini kapatıp yeniden açanı da ziyaretten sayar(tekil ziyaret bölümü aşşağıdaki bloklardadır)Google bu durumu şöyle açıklıyor:
“Bir kullanıcı sitenizde 30 dakikadan daha uzun bir süre boyunca etkin değilse, daha sonra yapılacak işlemler yeni bir oturum olarak kaydedilecektir. Sitenizden ayrılan ve 30 dakika içinde geri dönen kullanıcılar, orijinal oturumun parçası olarak sayılır.“
….. Sayfa görüntülenme sayısı yazar burasıda sayfanız toplamda kaç kere görüntülenmiştir onu gösterir buna çoğul hitte denir
….. Sayfa/Ziyaret sayfa görüntülenme sayısının ziyarete oranıdır
….. Hemen çıkma oranı ki bu oran “adam yanlış siteye gelmiş belli bi süre durmuş bakmış ve çıkmış” ın toplam hite oranıdır. % olarak ifade edilir.
….. Sitede geçirilen ortalama süre aslında bu süre webmasterlar için çok önemlidir çünkü bu sitenin içeriğinin ne kadar okunduğunu yada gelen gidenin sadece bakıp geçtiğini gösterir
…… Yeni ziyaret yüzdesi sitenize ne kadar yeni ziyaretçi çektiğini gösterir bunun %100′den çıkarılmış halide sitenize ne kadar vefakar ziyaretçinin geldiğini gösterir
Trafik Kaynaklarına Genel Bakış blogunu biraz açalım:
Bu bölüm bi webmaster için en önemli bölümlerden biridir. Çünkü siz sitenizin reklamını diğer sitelerde yaparsınız ve bunun ne kadar başarılı olduğuna burdan bakarsınız. Aynı zamanda Arama motorlarından filan ne kadar hit geldiğini hangi anahtar kelimelerden geldiğini de burdan görebilirsiniz. Ordaki ifadeler aslında türkçe açıklamaya gerek yok ama Doğrudan Trafik belkide aklınızı karıştırabilir.. Doğrudan trafik hiçbir linke tıklamadan sitenize direk siteniz.com adresinden girenleri temsil eder ve bunlar büyük bi ihtimalle sitenizi vefakar ziyaretçileridir. Eğer raporu görüntüle’ye tıklarsanız size anahtar kelimeleri ve kaynakları daha ayrıntılı bi biçimde gösterecektir.
İçerik özeti blogunu da biraz açıklayalım:
Orası hangi içeriğinizin daha fazla hit çektiğini gösterir. Mesela makale siteniz varsa hangi makaleniz daha çok okunuyo hangisi ilgisiz kalmış gibi sorularınıza yanıtlarınız ordan bulabilirsiniz. Raporu görüntüle seçeneği size çok ayrıntılı bilgi verebilir. Mesela bu içeriğe ziyaretçilerim nerden geliyor, sonra nereleri geziyor şeklinde…. Eğer raporu görüntüleden sonra tam raporu görüntüle derseniz (hemen altta) sizi sayfa sayfa içeriğinizle ilgili “Sayfa Görüntüleme Sayısı , Farklı sayfa görüntülemeleri , sayfada geçirilen süre, hemen çıkma oranı, hemen çıkma oranı, çıkış yüzdesi vb. bilgiler verir.
Ziyaretçilere genel bakış blogu da sitenize yapılan tekil ziyaretleri gösterir ama tam tekil yanılma payı çok azdır. Aynı zamanda bu blogtaki raporları görüntüleye tıklarsanız ziyertçilerin bilgileriyle ilgili ayrıntılı verilere ulaşabilirsiniz(mesela tarayıcı , işletim sistemi vs. , ülkesi…)
En son anlatacağım blok fantazi bi blok aslında. Size ziyaretçilerim nerden geliyor sorusunun cevabını harita üzerinde görsel olarak vermektedir ayrıca bunu şehir şehir de göstermektedir.
Analytics’in bir özelliğini daha belirtmek istiyorum bu hedefler özelliği buda aslında çok işe yarayan bi özellik bu özellik şu işe yarıyor:
Atıyorum siz birşey satıyorsunuz(satış işlemi adım adım da olabilir) satış yapıldıktan sonraki(en son) sayfayı hedef olarak gösteriyorsunuz , ara sayfalarıda ara hedefler olarak gösteriyorsunuz(ki google buna huni diyor) google size toplam dönüşümleri, vazgeçilenleri rapor olarak sunuyor.
Analytics aslında ii kullanıldığında gerçekten sitenizle ilgili yararlı bilgileri alabileceğiniz ve bu verileri işleyerek daha da gelişebileceğiniz bir yapı ben kullanıyorum tavsiye de ediyorum. Ha bunun bi eksisi var aslında eksi yoksa artı mı tam olarak bilemicem ama extreme’daki gibi herkes bu verileri göremiyor sizden başka birinin bu verileri görmesini istiyorsanız kullanıcı eklemek zorunda kalıyorsunuz(korkmayın hesabınıza ister yönetici şeklinde ister sadece rapor görüntüleyecisi şeklinde kullanıcı ekliyebiliyorsunuz).
Pagerank’in çok kısa tanımı:
Sitenizin içerdiği konuların internet dünyasında geçerliliği ve benzer içerikli sitelerle ilişkileri açısından Google’ın sitelere ve bloglara yaptığı bir puanlama sistemidir.
İnternette site veya blog sahibi olanlar Pagrank’e çok değer veriyorlar. Oysa en çok SERP durumlarına dikkat ve özen göstermeleri gerekir. Bundan sonra zaten normal olarak Pagerank dereceleri gereken seviyeye gelir.
SERP nedir?
Seach Engine Results Page= Arama Motorları Sonuçları Sayfası
İşte yazılarınızdaki terimleriniz arama motorları tarafından sağlıklı olarak kayıt ediliyorlar mı, arama sonuçlarında sağlıklı olarak çıkıyorlar mı, öncelikle buna dikkat edilmesi gerekiyor. Bunun için gereken çalışmalar zaten yazılarımın esas konuları olacaklar. Henüz işin çok başında olduğumdan bütün bu konulara değinmem çok zaman gerektiriyor.
Pagerank ne işe yarar: Puanınız ne kadar yüksekse, yazılarınız Google tarafından o derecede dikkate alınır ve o derecede sık indekslenir. Bu durumda SERP’in önemi tekrar kendisini gösteriyor.
Pagerang dereceleri: Her üç ayda yeni derecelendirmeler yapılır. Buna pagerank güncelleştirmelerine (pagerank updates) denir. Sonuncusunda pek bir şey değişmedi. Sadece birkaç yeni sitelere puan verildi. Gelecek güncelleştirme önümüzdeki Kasım ayında yapılacaktır.
10 üzerinden puanlar verilir. Buna göre;
10/0 Sitenizin içeriği çok fakir ya da siteniz arama motorları, robotları tarafından ziyaret edilmiyor. Eğer çok yeni değilseniz araştırmalısınız.
10/1 Başlangıç için fena değil, ama 6 aydan fazla bir süredir değişmediyse hatalarınızı arayın.
10/2 İyi.
10/3 Oldukça iyi.
10/4 Mükemmel denebilir.
Daha yüksek puanlar daha kıymetlidir elbette ama bunun için yapılacak fazla bir şey yok. Sitenizin çok güçlü olması gerekir. İnternet dünyasında site sahiplerinin sizin linklerinizi sayfalarına karşılıksız ekleyecek kadar gerekli içeriğe sahip olmanız gerekir. Hırsa kapılmamalısınız.
Kendi pagerank derecenizi öğrenmek için buraya tıklayın: check pagerank
Pagerank’inizi yükseltmeniz için SEO uzmanlarının pekçok tavsiyeleri olacaktır. Siz öncelikle SERP konusuna odaklanmalısınız. Öncelikle bu konuda yapılması gerekenler hayati önem taşıyor. Gelecek yazılarımda bu konulara değineceğim.
Yazının tüm hakları Erdal adlı arkadaşımıza aittir.
Yazının asıl kaynagı webilekazan.blogcu.com’dur.
Anlayışından dolayı teşekkür ediyor, yanlışlık içinde özür diliyorum..
1. Kaliteli bir içeriğe sahip olan sayfanıza gelen reklam kalitesi de yüksek olacaktır.2. Yüksek bir ziyaretçi oranı, reklamların tıklanma ihtimalini artıracaktır.3. İyi ziyaretçi çeken bir site Google aramalarında üst sıralarda yer alacaktır. Bu da her zaman için avantajdır.4. Sade bir tasarım her zaman için iyidir.5. Neler yapamazsınız başlığındaki hususlara mutlaka riayet edin.6. Zaman zaman Genel Hizmet Reklamları çıkabilir (En hızlı koşan kuş hangisidir, Dünyanın en büyük elması hangisidir gibi). Endişelenmeyin. Sayfanızın içeriği ile ilgili reklam bulunamayınca bu tür reklamlar çıkar.7. Zaman zaman Google Adsense hesabı bakıma alınır, hesabınıza erişemezseniz endişelenmeyin, bir süre sonra tekrar deneyin.8. Sitenizde Türkçe olarak; bankacılık, bilgisayar, sağlık, cilt bakımı, finans, otomotiv, mücevherat, turizm gibi konulardan bahsetmeniz gelen reklamların da bu doğrultuda olmasını sağlayacaktır. Bu tür reklamların da geliri yüksek olabilir. (Örneğin tatile gittiğinizde Antalyada kaldığınız otelden, tatilde yaptıklarınızdan bahsederseniz sayfanıza oteller ve turizmle ilgili reklam gelecektir.)9. Sitenizde İngilizce olarak Refinance, Loans, Lawyer, Private Jet, Cancer, Health, Tourism, Dental, Jewelry, Hotels, Automotive gibi yüksek gelir ihtimali olan konulardan bahsetmeniz sizin faydanızadır.
www.blogcu.com adresinden veya www.benimblog.com adresinden bir sayfa aldıysanız ve reklamlarınızı bu sayfalara koymak istiyorsanız yapacaklarınız şunlar:
1. www.blogcu.com (veya www.benimblog.com) hesabınıza giriş yapın.2. Sol taraftan şablon seçeneğini tıklayın. (benimblog.com da üst taraftadır)3. Çıkan sayfada şablon düzenle seçeneğini tıklatın. (benimblog.com da şablona tıklanınca doğrudan kodlar açılır)
4. Karşınıza gelen kod sayfasında baştan ikinci satırda yazısını göreceksiniz. Buraya yazın. yani bu satır { }şeklinde olacaktır
5. İkinci den hemen sonra kodları yapıştırın. (önce içerik, sonra tavsiye ve varsa sonra arama kodlarını yapıştırın)
6. Değişiklikleri kaydet dediğiniz anda artık blogunuzda reklamlar görünecektir.
Adsense reklam birimlerinizi oluştururken, etraflarına sınır-bordür koymayın. Yani, reklam kurulum sayfalarında, reklam kutunuzun background’u (arkaplan) ile sınırı aynı renk yapın. Reklam birimlerinizin görsel olarak sayfanıza karışması için de zaten reklamlarınızı yerleştireceğiniz sayfayla aynı renk yapın.
Reklamlarınızın başlık rengini, çoğu internet kullanıcısının linkleri görmeye alıştığı renk olan mavi yapın. Bu mavinin kodu “0000FF”dir. Hatta sayfanızdaki diğer linkler başka renkse onları da maviye çevirmeyi deneyin.
Yine reklamlarınızı oluştururken, reklamların URL renginin çok göze çarpıcı bir renk yapmamaya dikkat edin. Örneğin, eğer reklam metin renginiz siyahsa, URL’sinin rengini de ya siyah yapın, ya da siyahtan bir-iki ton daha açık bir gri yapın. (Reklamın backgrounduyla aynı renk yapıp görünmesini engellemek yasak, ama göze batmasını engelleyebilirsiniz.)
Reklamlarınızı oluştururken, “Ben reklamım!” diye ciyak ciyak bağıran reklamlar yerine sayfanızla bir bütün oluşturabilecek, ziyaretçilerinizin göz zevkini ve konsantrasyonunu bozmadan sayfa içeriğinizin içine katabileceğiniz reklamlar oluşturmaya dikkat edin. Google’ın ısı haritası reklamları sayfanızda nerelere yerleştirmeniz konusunda size önemli ipuçları sağlayacaktır.Adsense reklamlarının en büyük özelliği sayfa içeriğinize uygun reklamlar olmaları olduğundan, bu özellikten kendi leyhinize yararlanmaya bakın. Ziyaretçileriniz, muhtemelen sayfa içeriğinizle aynı konuda olacak Adsense reklamlarını, içeriğin devamı olarak görüp tıklayabilmeli.
Mutlaka Adsense reklam birimlerinin yanı sıra sayfalarınıza bağlantı (link) reklamları da yerleştirin. Sayfanızın yapısına göre ya başlığın altına yatay ya da sol veya sağ navigasyon kutularınızın içine dikey link reklamları koyarak bunları sayfanızın bir parçasıymış gibi gösterebilirsniz. Bazı yayıncılar, bu link reklamları küçümsemekle büyük hata yapıyor, eğer bunları doğru yere yerleştirmeyi başarırsanız hem çoğu zaman tıklanma oranları birim reklamlardan daha yüksek oluyor, hem de tıklama başına bazen daha yüksek kazandırabiliyorlar.
Adsense içerik (birim ve link) reklamlarının yanı sıra, yakın geçmişte yapılan bazı değişikliklerle Adsense/Adwords Tavsiyeleri de çok daha kazançlı hale getirildi. Tavsiye butonlarını da sayfalarınıza koymayı unutmayın.
Adsense gelirinizin çoğalması açısından TRAFİK ve İÇERİK de çok çok önemli. Sayfalarınıza düzenli olarak kaliteli, başka yerde bulunmayan (kopya olmayan) içerik katarak arama motorlarında yükselmeye ve böylece sayfalarınıza gelen trafiği arttırmaya bakın. Trafik için ayrıca sitenizi kaliteli ve yüksek PageRank’li dizinlere kaydettirip, üye olduğunuz forumlarda imza (signature) olarak sitenize bağlantı verin. Sitenizin konusuyla yakından ilişkili, kalabalık forumlarda spam’e kaçmadan ilgi çekici bir kaç kelimeyle sitenize ziyaretçi çekebilirsiniz (tabii spam yapmadan ve forum kurallarını ihlal etmeden).
Mutlaka, ama mutlaka, sayfalarınıza yerleştireceğiniz herbir Adsense reklam birimi için ayrı ayrı ayırdedici, tanımlayıcı isimlerle “kanallar” oluşturun. Adsense reklamlarını bir kaç siteye birden yerleştiriyorsanız, her sitenin her sayfası ve o sayfadaki (varsa) farklı yerler için farklı kanallar yaratın. Adsense size 200 kadar kanal oluşturma hakkı tanıyor. Bu kanallar, Adsense rapor sayfalarına yansıyacağından, hangi sayfanızdaki hangi Adsense reklamının nasıl iş yaptığını, yerleşiminin veya biçiminin doğru olup olmadığını, daha iyi bir şekil aramanız gerekip gerekmediğini anlayabilirsiniz.
Oluşturduğunuz bu kanallar vasıtasıyla Adsense Tıklanma Oranı’nızı (TO) kontrol edin. Kesinlikle düşük Tıklanma Oranlarıyla yetinmeyin. Bilin ki, bu konuda biraz araştırarak, değişik reklam biçimleri ve yerleşimleriyle denemeler yapıp, kanallarınızdan takip edeceğiniz sonuçlara göre uygun düzeltmeleri yaparak TO’ınızı kısa bir sürede %9-%10′lara kadar bile çıkartabilirsiniz.
Kısacası, Adsense konusunda size en büyük tavsiyem, olanla yetinmeyip en yüksek Tıklanma Oranlarını elde edene kadar denemelerinizi sürdürmeniz. Bu denemeler sırasında en önemli yol göstericiniz Adsense Kanallarınız olmalıdır. Eğer TO’larınız çok düşükse, Adsense gibi güzel bir gelir kapısından kazanabileceğiniz paraların çoğunu masada bırakıyorsunuz demektir. Yukarıda yazdığım maddeleri yerine getirdiğiniz anda bile TO’larınızın hemen farketmeye başladığını göreceksiniz. Tıklanma Oranlarınızı yükseltene kadar peşini bırakmayın, zaten sistemi bir kere oturttuktan sonra artık siz uykudayken bile reklamlarınıza bol bol tıklanmaya devam edilecektir!
Taze Yorumlar